Diyet Abla "bugün acaba neleri yiyemeyeceğim?" şeklinde bir düşünce içerisinde uyandı.
Oğlunu uyandırmadan önce çayın altını yaktı.
Ayni saatde mahallenin öteki basinda oturan Sökeli Selim çoktan kalkmis,annesinin onun icin özenle ütüledigi is elbiselerini giyinmis yine hergünki ayni huzursuzlukla cayini yudumluyordu."Yine berbat bir güne basliyorum" dedi icinden.
Selim Didem'e kafayı taktığından beri zaten bir günü bile iyi geçmemişti. Bu kız onu öldürecekti.
Tabii yaa zaten onu bütün mahalleye rezil eden de Zilli Didem'di.Annesiyle beraber onu istemeye gittiklerinde getirdikleri çikolatayi kafalarina firlatip "Benim senin gibi sümsük bi herifle hiç isim olmaz" diye baarmisti.
Ama sumsuk neydi gorecekti bugun! Kafasindaki dev plani dusunurken bile ici urperdi! Herkes saygiyla
egilecekti onunde bugunun sonunda! Reha Muhtara Cumartesi gelmeden cikabilecegini hesapliyordu.
"Aci var mi?" sorusuna bile ne cevap verecegini bile planlamisti.
Demirelin gececegi yollardan birinin kenarinda durup tam o gecerken pantolonunu indirerek bir anda meshur oldugunda
Didem gelip de ozur dileyerek yalvaracak ama hic istifini bozmadan bir sigara yakip "Artik cok gec degil mi?" diyerek
batan gunese karsi yuruyecekti. Gunesin batacagi saati bile planina dahil ettigi icin kendiyle gurur duydu ve lastikli pantolununu
giyerek kicini iyice temizleyip bir dua okuyarak evden cikti.
geçerken evde kendi kendine ezrar içen asit ahmete uğradı... ahmet'e güvenebileceğini biliyordu, zira ahmet evden pek çıkmazdı... planını ona anlattı ve asit "yuop" dedi... çok fazla duman çekmişti... sonra nefesini içinde tutarak çok tiz bir sesle, "vay be aşkı için götünü yellendirdi yazacak yarın gastelerde" dedi... sonra ne güzel laf ettim edasıyla arkasına yaslanıp uyumaya başladı. Sökeli kapıyı çekip çıktı.
Sokeli "Ne garip adam bu Ahmet ya!" diye dusunerek yururken birden aklina pratik yapma dusuncesi geldi! Yeteri kadar hizli
olup olmadigini test etmesi geekiyordu. Ara sokaklardan birine daldi! Saat tutarak pantolonunu indirip kaldirmaya basladi! Ancak farketmedigi \
sey o sokagin unlu bir gay barin arka kapisina baktigiydi!
-Vahit uyaaaaaannn! çay hazır...sesi Vahit'in dışında hemen herkes tarafından gayet net işitilmiş mahallenin çeşitli yerlerindeki Vahitler tarafından kale bile alınmıştı.Bu çocuk diyet ablayı deli ediyordu.Yine geç kalmıştı okula.Aaah ah bunca yıl ona hem analık hem babalık etmişti,yememiş yedirmiş (burda sürekli diyette olmasının da payı var) ,giymemiş giydirmişti.Karşılığında tembel,serseri,sorumsuz ve bilimum benzeri sıfata layık bir evlat mıydı sahip olacağı?...Yalvar yakar uyandı Vahit.Diyet Abla dırdır etmezdi ama bakışlarıyla iki lokma ekmeği,bir bardak çayı boğazına dizmişti çocuğun.En azından Ahmet abisine anlattıklarına bakılırsa durum böyleydi. "Demek sen de okula diye çıktın yine buraya geldin ha?" dedi asit Ahmet. "Senden az önce Selim burdaydı"...
Ve Sair tam o sırada başlar bir maniye:/-Ben ki bu iskelede derdime yanmışım top yekün/-Bu adamlarla işim olmaz bilirim/-Ama gönülüm tutulmuştur bir kere boşverenlere/-Çünkü bunlar ki bu canları sokaklarda buldular/-Ve elbet bir gün sokaklarda verecekler..
Asit Ahmet birşey duymuş gibi irkilerek etrafa bakar, "oha lan" der oturur...
ben interaktif bir hikayenin içindeyim,herkez istediğini yaptırıyo lan bana
dedim.
Aslında Vahit de yeterince sıkılmıştı bu diyet durmundan. Kendini çoğu zaman annesinin huysuzluğunun diyetini ödüyormuş gibi hissediyordu. Amaan neyseydi zaten şimdi çıkıyordu ve akşam 6 ya kadar yoktu. ( okulu kırıp internet kafe de takılıyordu aslında , hatta bi cyber manitası bile vardı , nicki de "milenyum" du.) Bu sırada Selim de sıkışan fermuarını açmakla uğraşıyodu. İşte bu küçük terslik belki de planını bozan şeydi.
Selim fermuari acmak icin hisimla son bir hamle yapti ve cigligi Siraselvilerden bile duyuldu. Fermuar
ufakligin basini kapmisti. Cigligi duyan gayler disari firladi ve yerde kanlar icinde yatan basi gorunce
basinda aglayip dovunmeye basladilar. Bir tanesi cep telefonundan acili aradi. Iki tanesi de Selimi teselli bahanesiyle
orasina burasina ellemeye basladilar!
Derken ambulans gelir ve selimi direkman international hospitala kaldirirlar.Selim direk ameliyata alinir ve cuku kesilir,5 gun sonra hastaneden cikar.Fakat hastane masraflarini odemek icin mudurun odasina cikar ve mudure vurdurur.Bu olaydan sonra zaten cuksuz kalan selim gay olur.
Bir barda sarki soylemeye baslayan Selim "Demirele dotumu gostersem bu kadar meshur olmazdim, oh be cok mutluyum iste" adli ilk 45liginin klibiyle Kralda 24 saat gorunmeye baslar.
Ilk albumu 5 milyon satar. Daha sonra album tanitimi icin kameralara poz verirken, birden gozleri kayar ve deli gibi ishal olur kameralarin onunde deli gibi sicmaya baslar! Butun Turkiye arkasinda tek yumruk olur. Herkes gecmis olsun dileklerini yollamak icin siraya girer!
Yerden kalkar, sigara yakar. Bir bakar ki elindeki patlamış mısırlar dökğlüyor
Patlar mısırlar patlamaz mısırlar ikiye ayrıldılar.Patlamayan mısırlar zıplaya zıplaya eğik atış hareketlerine maruz kalırkene birden dışardaki foseptik çukuruna isabet eder birisi.Gübreyi bulan hipna mısırcık serpilir filizlenir,göğe yükselmeye başlar,yükselir yükselir...
Bu esnada şokların birinden çıkıp öbürsüne giren Selim huşû içinde mısırcığı izlemiş ve dev mısır koçanını Stallone taş çıkaran bir edayla (her ne kadar biraz kırıtarak da ol
Patlar mısırlar patlamaz mısırlar ikiye ayrıldılar.Patlamayan mısırlar zıplaya zıplaya eğik atış hareketlerine maruz kalırkene birden dışardaki foseptik çukuruna isabet eder birisi.Gübreyi bulan hipna mısırcık serpilir filizlenir,göğe yükselmeye başlar,yükselir yükselir...
Bu esnada şokların birinden çıkıp öbürsüne giren Selim huşû içinde mısırcığı izlemiş ve dev mısır koçanını Stallone taş çıkaran bir edayla (her ne kadar biraz kırıtarak da olsa) tırmanır.Zirvenin başına oturup bu kadar büyük ve uzun bi organ üzerinde olduğunu hayal ederken birden bire gökyüsünde bi sallantıdır başlar.N’olyo lan burda da mı sallanıyos diyen Selim bulutlar açıldıkça aralarından çıkan şatoyu farkeder,ister istemez...
Şatoya koşar hipnotize kimbilir belki de ibnotize olmuş ve çıktığı mısır koçanından daha daha büyük bi şeyi alabilmenin umuduyla şato kapılarına tek kişilik bi kuşatma yapmıştır.Ne yazık ki kapının sağdan sola açılacağını sanan Selim yukarıdan aşağı zincirlerle salınan dev kapının altında gazetelerin verdiği karton bebeklerin ilk evresi halini almış,dümdüz olmuştur.
O kendine gelinceye değin şatonun sahibi bu bu poster olmuş şarkıcımızı rulo yapıp tuvalet kağdı askısına koymuştu.Eh,koca dev bi zamandan sonra yetmiyodu kağıt vs. kıç silmeye,bu adam boyu kağıt bi silimlik bile idare etmesti ya onu,neyse...
Dev şatonun dev sahibi Şatobiryan tam da yemeğini bitirmişti,Selim’inse burnuna nedense(!) kötü kokular gelmekteydi.Şatobiryan da bi zıçsam da yatsam artık düşüncesiyle tuvalete doğru yaklaşmaktaydı,Adamımız bu sarsıntıyı bir yerden tanıyordu hatta iki yerden;hem İstanbul hem koçanın zirvesi ama ya sonrası?”Olamas !” dedi,”koçan ve istanbul ama ama ben kimim?” sadece koçanları,koç oğlanları ve sarsıntıları hatırlıyodu o kadar...
Şato bir yan içeri girdi.Dev pantolonunu ve dev donunu indirdi.Korkudan bi kenara saklanmak isterken tuvelet havlusu askısına sarılı olduğunu farkeden Selim göslerine inanamıyordu.Bağlıydı bunun bi önemi yokdu,bu dev ne korkunçdu bu da önemli deildi ama ne kadar inch şeyi vardı bunun böle ya?Hiç bölesine vurdurtmamıştı,hiç bölesini almamıştı.Fakat olan oldu dev zıçmaya başladı ,Selim çaresizce asılı olduğu yerde sallanıyordu zıçan devin şiddetinden...VE haykırmaya başladı dev kıçını silecekti,çekti aldı poster Selim’i,sildi sildi,ve bi kenara fırlattı attı.
Aradan saatler geçti,belki günler kötü kokudan zaten bütün burun hücrelerini yitirmiş olan selim dev bi karanlığın içinde buldu kendini,n’olmuştu ışığı kim söndürmüştü?Acı gerçek...Selim kör olmuştu!...Selim bu ve bunun gibi olaylar sonucu önce felçli sonra veremli sonra da en kötüsü Alişan oldu,”dev aleminin tek delikanlısı benim” diye Devetiler adlı zengin muhitte sahneye almaya başladı.O belki gay aleminin kral yada kraliçesi olamamıştı ama dev aleminin kırosu olmuştu....
SON
deneme
selim bir sabah uyandığında dötünde büyük bi acı hissetti.süleyman süleyman diye o kadar söylenmenin alemimi vardı sanki.velhasıl süleyman olayı duymuş gelip ogece selime VURMUŞTU!.EH OLACAĞIDA BUYDU ZATEN.SEN GEL ELALEME SÜLEYMANA GÖSRERECEM DE ...Ama süleyman ogece bi göstermişti bi göstermiştiki
walla bu selime son vuruş deil.büyük ihtimalle yazarlarımızda selime daHA çok vuracak
neyLe SiLdi Kıçını? TIraŞ etMişmİyDi?
bunun üzerine gitti ve http://mizahonline.8m.com a girdi
pelin
Suleyman zevk almıştı almasına ama içinde bir huzursuzluk vardı.Tüyü bitmemiş gaylarin hakkını yediğini düşünüyordu napıyım nediyim de şu vicdanımı rahatlatıyım derken çözümü buldu selimi,devlet gayi seçicekti.Hemen işlemler yapıldı ve belgesi bizzat süleyman tarafından canlı yayında selime verildi.Bu olay dünyada ilk kez gerçekleşiyordu ve dünyanın dört bir yanından kameralar selimi çekiyordu.Dünyada hala devlet katında itibar görmemiş gayler böyle bir gelişme karşısında zevkten çıldırmış ve her önlerine gelene vermeye başlamışlardı.Büyük bir gay ayaklanmasıyla karşı karşıya kalmış olan yöneticiler Zürihte toplanıp selimle ilgili çok önemli bir karar aldılar......
Kararın alındığı günlerde Didem heryerde Selim'i arıyordu. Bildiği ne kadar batakhane, yatakhane varsa hepsini gezdi. Yoktu kerata. O günün akşamı yorgun argın eve döndü. Televizyonu açtı.Bir de ne görsün, Selim kendini maviye boyamis, tüm gaylarin önünde protestolara katılıyordu. Reha abiniz tüm canlı yayın çalışmalara rağmen başarısız olmuş, bu süper şovu başka bir kanala kaptırmıştı. Hemen cevap vermek lazımdı. Didemle bir telefon bağlantısı kurdu. Onu stüdyoya getirdi sonra da.Selim'in bu son yaptığı hakkında görüşlerini aldı. Bir anda tüm gözler Selim yerine, Didem'e çevrildi. Reha abiniz diğerlerini alt etme zevki içinde, ağzından çıkanlara dikkat etmeden Didem'e abuk sabuk şeyler sorunca tepesi attı bizimkinin. Tam stüdyoyu terk edecekti ki, Selim'in canlı yayındaki telefonu geldi. Konuşmaya başladılar: "Lan Didem nerelerdesin, seni aramak için Avrupalarda sürtüyorum". "Höst kız, onun için mi o gaylarin önünde gösteri yapıyon. Seni (diiiiit), seni. "Yanlış anladın beni aşkım, ne yaptımsa seni bulmak için yaptım. Bak işte buluştuk, bekle beni yakın zamanda geleceğim"
Reha abi sorumluluğunun bilincindeki bir Şovmen olarak, iki sevgiliyi bir araya getirme mutluluğu içindeydi. Yine o laflarını söyledi, haberleri bitirdi. "Artık bir hafta gündemi bunlarla doldururuz sayın müdürüm, hele olayı politikacıların boyutuna çıkardık mı tamamdır"
Huni Osman ağzı açık bir şekilde televizyondan izliyordu.Kendilerinden biri sanıp bağırlarına bastıkları,uğruna ayaklandıkları adamın bir kız arkadaşı vardı.Gözlerinin içine baka baka yalan söylemiş,kendi çıkarları uğruna binlerce gay'i kandırmıştı.İşte bunu kaldıramazdı herşeyi kaldırabilir! ama böyle bir ihaneti içine sindiremezdi.Kendini aynı patlıcan Muzo nun terk ettiği günkü gibi hissediyordu ve Muzo nun akibetiyle bu kansızınki de aynı olacaktı.
Bunun üzerine dayanamadı ve basladı 31 çekmeye.....
Ama yanlis birseyler vardi.
Yoktu yerinde yoktu aradı taradı yok çıldıracaktı.
ve cildirdi da. icine kaynar sular boca edilmisti. "ulan ceke ceke erittik mi acaba" diye gecirdi icinden. ve o heyecan, korku ve düsüncelerle oracikta siziverdi.
 |